Bu yılki keşiflerle yaklaşık 60 milyon varil petrol eşdeğeri rezerv ülkemize kazandırıldı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Bakanlığının 2022 yılı bütçesinin sunumunda, enerji ve madencilik politikalarını bütüncül, öngörülebilir, sürdürülebilir ve yeşil kalkınma öncelikli stratejiyle ele aldıklarını ifade etti.

Bakan Dönmez, 2021 yılı ilk 9 ayında üretilen elektriğin yaklaşık, yüzde 37´sinin yenilenebilir enerji kaynaklarından, yüzde 31´inin kömürden, yüzde 32´sinin doğal gazdan, geri kalanının ise diğer kaynaklardan sağlandığını, yerli ve yenilenebilir kaynakların payının yüzde 52 olarak gerçekleştiğini söyledi. Bakan Dönmez, son 20 yıllık tüketim verilerine göre elektrik tüketiminde yıllık ortalama yüzde 5 oranında artış gerçekleştiğini kaydederek, elektrik üretiminde kömürün dünyada ciddi bir paya sahip olduğunu söyledi. Dönmez, “Taş kömürü dahil toplam kömür rezervimiz 21 milyar tonun üzerine çıkmıştır. Yerli kömür kaynaklı elektrik kurulu gücümüz 2021 yılı eylül ayı sonu itibarıyla 11 bin 336 megavata ulaşmıştır. 2020 yılında 89 milyon ton yerli kömür üretimiyle ekonomimize 7 milyar TL´lik katkı, ayrıca yan sektörlerle birlikte 120 bin kişiye de istihdam sağlanmıştır” diye konuştu.

“367 YERLEŞİM YERİNE DAHA DOĞAL GAZ ARZI SAĞLANACAK”

2000’li yıllarda sadece 5 şehirde doğal gaz kullanıldığını anımsatan Dönmez, “Bugün 81 ilimizin tümüne ve 604 ilçe ve beldemiz ile 171 OSB’ye doğal gaz ulaştırılmış durumdadır. 2000’li yıllarda 1,3 milyon olan doğal gaz abone sayısı 17,9 milyona çıkmış olup ülkemiz nüfusunun yüzde 82’sine doğal gaz kullanım imkanı sunularak doğal gazdan aktif olarak faydalanan nüfus 56 milyona çıkarılmıştır. Her bir vatandaşımızın doğal gaz konforunu yaşaması adına mümkün olan bütün yerleşim yerlerine doğal gaz ulaştırmayı hedefliyoruz. 2021-2026 döneminde 367 yerleşim yerine daha doğal gaz arzı sağlanacağının müjdesini de vermek isterim.” ifadelerini kullandı

“4 BİN 500 MEGAVAT KAPASİTELİK YEKA YARIŞMALARI GERÇEKLEŞTİRİLECEK”

Dönmez, “Karadeniz’deki keşfimizin yanı sıra bu yıl kara alanlarında gerçekleştirilen 26 yeni keşifle yaklaşık 60 milyon varil petrol eşdeğeri rezerv ülkemize kazandırılmıştır.” diye konuştu.

Bakan Dönmez, yeni YEKA projeleri kapsamında 2 bin megavat RES ve 2 bin 500 megavat GES olmak üzere toplam 4 bin 500 megavat kapasitelik YEKA yarışmaları gerçekleştirileceğini bildirdi.

“DEVLET 50-60 MİLYAR LİRALIK VERGİ ALACAĞINDAN VAZGEÇECEK”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dönmez, küresel piyasalardaki fiyat artışlarının vatandaşlara yansımasını önlemek adına, devletin 2021’de 50-60 milyar liralık vergi alacağından vazgeçeceğinin öngörüldüğünü belirtti.

“MADEN İHRACATIMIZIN YIL SONUNDA 6 MİLYAR DOLAR OLMASINI BEKLİYORUZ”

2002’de yaklaşık 700 milyon dolar olan maden ihracatının 2020’de 4,27 milyar dolar olduğunu belirten Bakan Dönmez, “Maden ihracatımızın yıl sonunda 6 milyar dolar olmasını bekliyoruz.” dedi.

İşte Bakan Dönmez’in sunumdaki açıklamaları;

YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLI ELEKTRİK ÜRETİMİ

– Geleceğe yönelik stratejik hedeflerimizi belirlerken kaynak çeşitliliğinin çevreye duyarlı bir şekilde artırılması amacıyla yenilenebilir enerjinin payının artırılmasına özellikle ihtimam gösteriyoruz. Ülkemizi yenilenebilir enerjide üretim ve teknoloji merkezi haline getirme konusunda gösterdiğimiz kararlılıkla son yıllarda önemli mesafeler kat edilmiştir. Enerji yatırımlarına bakacak olursak; 2020 yılı ve 2021 yılı ilk dokuz ayında devreye giren elektrik üretim santrallerinin neredeyse tamamının yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşması, “Daha fazla yerli, daha fazla yenilenebilir” politikamızın ete kemiğe bürünmüş halidir. 2021 yılı eylül ayı sonu itibariyle 52.669 MW seviyesine çıkarılan yenilenebilir enerji kurulu gücümüzün toplam kurulu güç içerisindeki payı %53’ü geçmiştir. Bu kapsamda rüzgâr enerjisi kurulu gücü 10.000 MW bareminin üzerine çıkarak eylül ayı sonu itibarıyla 10.167 MW’a ulaşmış, güneş enerjisi kurulu gücü ise 7.534 MW seviyesine gelmiştir.

– Türkiye hidroelektrikte 31.447 MW kurulu güç ile dünyada ilk on ülke arasında olup, 2020’de Çin’den sonra en yüksek hidroelektrik kapasitesini devreye alan ülke olduk. Jeotermal enerjide toplam küresel kurulu gücün %11,5’ine sahip olan ülkemiz dünyada dördüncü, Avrupa’da ise ilk sıradadır. Rüzgâr enerjisinde Avrupa’da yedinci, dünyada on üçüncü, güneş enerjisinde ise Avrupa’da sekizinci, dünyada on altıncı sırada yer alıyoruz. Türkiye, 2000’li yıllarda küresel yenilenebilir enerji istatistiklerinde “Diğer” başlığı içinde iken, bugün sahip olduğumuz toplam yenilenebilir enerji kurulu gücüyle Avrupa’da beşinci dünyada on ikinci sırada yer alıyoruz. Sadece 2020 yılında devreye aldığımız yenilenebilir enerji kurulu gücü 24 Avrupa ülkesinin toplam yenilenebilir enerji kurulu gücünden fazladır

– Bu çalışmaların yanı sıra, vatandaşlarımızın kendi elektriklerini üretmelerini sağlayacak düzenlemeler hayata geçirilmiş olup, çatı ve cephe panel uygulamaları ile elektrik üretiminin önü açılmıştır.

– Ağırlıklı olarak güneş enerjisi kaynaklı olmak üzere lisanssız santrallerin toplam kurulu gücü 7.348 MW’a ulaşmış olup, 2021 yılı ilk dokuz ayında üretilen toplam elektriğin %3,9’u lisanssız santrallerden elde edilmiştir.”

YERLİ KÖMÜRDEN ELEKTRİK ÜRETİMİ

– Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, dünya birincil enerji arzında %26,8, elektrik üretiminde ise %36,7 gibi ciddi bir paya sahip olan kömür, yerli kaynaklarımız arasında önemli bir yere sahiptir. Bu kapsamda, yerlilik anlayışıyla gerçekleştirdiğimiz arama çalışmalarıyla linyit rezervimiz on dokuz yılda %135 oranında artarak 19,5 milyar tona ulaşmıştır. Taş kömürü dahil toplam kömür rezervimiz ise 21 milyar tonun üzerine çıkmıştır. Buna bağlı olarak, 2000’li yıllarda 6.838 MW olan yerli kömür kaynaklı elektrik kurulu gücümüz 2021 yılı eylül ayı sonu itibarıyla 11.336 MW’a ulaşmıştır.

– 2020 yılında 89 milyon ton yerli kömür üretimiyle ekonomimize 7 milyar TL’lik katkı, ayrıca yan sektörlerle birlikte 120 bin kişiye de istihdam sağlanmıştır. Temiz kömür teknolojilerindeki gelişmeleri de dikkate alarak sahip olduğumuz yerli kömür kaynaklarımızın çevre ile uyum ve sürdürülebilirlik ilkeleri çerçevesinde ekonomimize kazandırılması, cari açık üzerindeki enerji yükünü hafifletmesi açısından önemlidir.”

DOĞALGAZDA KAYNAK VE GÜZEGAH ÇEŞİTLENDİRME, DEPOLAMA VE LNG

– 2000’li yıllarda sadece 5 şehrimizde doğal gaz kullanılmaktayken, bugün 81 ilimizin tümüne ve 604 ilçe ve beldemiz ile 171 OSB’ye doğal gaz ulaştırılmış durumdadır. 2000’li yıllarda 1,3 milyon olan doğal gaz abone sayısı 17,9 milyona çıkmış olup ülkemiz nüfusunun %82’sine doğal gaz kullanım imkânı sunularak doğal gazdan aktif olarak faydalanan nüfus 56 milyona çıkarılmıştır. Bu kapsamda sadece son üç buçuk yılda dünyanın çevresine eşit olacak uzunlukta, 40 bin km uzunluğunda doğal gaz iletim ve dağıtım hattı inşa edilmiş olup, toplam iletim ve dağıtım şebeke uzunluğu 182 bin kilometreye ulaşmıştır.

– Her bir vatandaşımızın doğal gaz konforunu yaşaması adına mümkün olan bütün yerleşim yerlerine doğal gaz ulaştırmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda, yaptığımız planlama ile 2021-2026 döneminde ilave 367 yerleşim yerine daha doğal gaz arzı sağlanacağının müjdesini de buradan vermek isterim.

– Doğal gaz kullanmaya başladığımız 1987 yılında 500 milyon m3 olan yıllık doğal gaz tüketimimizin, 2021 yılında geçen yıla göre %22 mertebesinde artış göstererek 60 milyar m3 seviyelerine yakın olmasını bekliyoruz. Bu tüketim artışına rağmen doğal gazda arz güvenliği sağlanmıştır. Özellikle kış aylarında tüketimin yoğun olduğu dönemlerde gündeme gelen kesinti ve kısıntılar artık geride kalmıştır. 19 Ocak 2021 tarihinde 280 milyon metreküplük rekor günlük tüketim talebi sorunsuz ve eksiksiz karşılanmıştır. Bu rekor talebin geleceğini daha önce görmüş ve devreye aldığımız projeler ile gerekli tedbirleri almıştık. Bu sayede halkımızın herhangi bir enerji darboğazı ile karşı karşıya kalması engellenmiştir. Zamanı etkili kullanmak adına bu projelerin bazılarına kısaca değinmek isterim.

– İzmir ve Hatay’da bir ilk olarak devreye alınan Yüzer LNG Depolama ve Yeniden Gazlaştırma Ünitesi (FSRU) terminallerinin ardından, Saros Körfezinde Ülkemizin üçüncü FSRU tesisini devreye alma çalışmalarımız devam etmektedir. Türk Denizcilik Sicili’ne kayıtlı ilk FSRU gemimiz olan Ertuğrul Gazi Gemisi bu yıl göreve başladı. Tuz yapılarında inşa edilen dünyadaki en büyük doğal gaz deposu olan Tuz Gölü yer altı doğal gaz deposu ile Kuzey Marmara yer altı doğal gaz deposunun devreye alınmaları Ak Parti hükümetleri döneminde gerçekleşmiş olup, devam eden kapasite artırma çalışmalarının 2023 yılında tamamlanmasıyla birlikte ulusal tüketimimizin %20’sini bu tesislerde depolayabilir olacağız.

“ARAMA ÇALIŞMALARIMIZ ARALIKSIZ DEVAM ETMEKTEDİR”

– Enerjide dışa bağımlılığı sıfırlamamız ya da en aza indirmemiz için hidrokarbon varlığımızın artırılması gerek şarttır. Bu kapsamda, iki sismik araştırma ve üç derin deniz sondaj gemilerimizden oluşan filomuz arama çalışmalarına aralıksız devam etmektedir. Deniz alanlarının yanı sıra kara alanlarımızda da hidrokarbon arama ve mevcut üretimi artırma çalışmalarına hız verdik. Bu amaçla, deniz alanlarımızda millî gemilerimizle 15 adet sondaj tamamlanmıştır. Kara alanlarımızda ise 2021 yılı ilk dokuz ayında 99 adet arama, üretim ve tespit kuyusu açılmış olup, yaklaşık 224 bin metre sondaj yapılmıştır.

– Bu yoğun arama çalışmalarımızın neticesi olarak Fatih sondaj gemimiz ile Karadeniz’in Sakarya Havzasında hem kendi tarihimizdeki hem de 2020 yılında dünya denizlerindeki en büyük doğal gaz keşfini gerçekleştirdik. Keşfi yapılan 540 milyar metreküplük doğal gaz rezervini Cumhuriyetimizin 100. yılı olan 2023 yılında vatandaşlarımızın kullanımına sunmak için çalışmalarımız planlanan şekilde ilerlemektedir. Mühendislik-Tedarik-İnşaatKurulum sözleşmeleri imzalanmış olup, yıl sonuna kadar sahada kuyu sondajları, kuyu testleri, deniz altı iletim sistemleri için tedarik süreci ve ön mühendislik çalışmalarına devam edilecektir.

“60 MİLYON VARİL PETROL EŞDEĞERİ REZERV ÜLKEMİZE KAZANDIRILDI”

– Sakarya sahasındaki üretim plato döneminde, doğal gaz ihtiyacımızın üçte birini sağlayarak piyasa ihtiyacının önemli bir miktarını karşılayacaktır. Uzun vadeli doğal gaz alım kontratlarımızın süresinin önümüzdeki 4-5 yıllık dönem içerisinde dolacağı dikkate alındığında, Ülkemizin doğal gaz ithalat planlamalarının yeniden değerlendirilmesi ve olası müzakereler bu keşfimiz gözetilerek yapılacaktır. Ayrıca, Karadeniz’deki doğal gaz keşfimizin yanı sıra 2021 yılında kara alanlarında gerçekleştirilen 26 yeni keşifle yaklaşık 60 milyon varil petrol eşdeğeri rezerv ülkemize kazandırılmıştır

– Enerjide dışa bağımlılık bir milli güvenlik meselesidir. Bu nedenle bilinmelidir ki gerek maden gerek hidrokarbon aramacılığı kapsamında karşımıza çıkan tüm zorluklara rağmen sahip olduğumuz yeraltı zenginliklerini halkımızın istifadesine sunmak için çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz.

NÜKLEER ENERJİ

– Arz kaynağı çeşitliliğini artırması, enerji ithalatını azaltması, enerji sektörü kaynaklı emisyon salımını düşürmesi, sürekli ve hava koşullarından bağımsız üretim yapması nükleer güç santrallerinin sahip olduğu önemli avantajlardır.

– Dünyada yarısı ABD, Fransa, Çin ve Rusya olmak üzere; 32 ülkede 442 adet nükleer güç reaktörü işletme, 19 ülkede 51 tanesi ise inşa halindedir. Dünya genelinde elektrik üretiminin %10,4’ü nükleer santrallerden elde edilmekte olup, Fransa elektrik üretiminin %71’ini, Rusya %21’ini, ABD ise %20’sini nükleer enerjiden karşılamaktadır.

– Gelişmiş teknolojilere ve yeni nesil tasarıma sahip olacak, devreye alındığında Türkiye’nin yıllık elektrik talebinin %10’unu tek başına karşılayabilecek, cari açık içindeki ithal enerji payının düşmesine katkı sağlayacak ve toplam 60 yıl işletme ömrüne sahip olacak Akkuyu Nükleer Güç Santralimizin ilk ünitesini 2023’te diğer üniteleri de birer yıl arayla 2026 yılına kadar devreye alarak ülkemizi nükleer güç santraline sahip ülkeler arasına katmak için çalışmalarımızı devam ettirmekteyiz. Akkuyu NGS’de dört ünite devreye alındığında yılda yaklaşık 35 milyar kWh elektrik üretecek olup bu elektrik doğal gaz santralinden elde edilecek olursa yılda yaklaşık 7 milyar m3 ilave doğal gazın ithal edilmesi gerekebilecektir.

– Akkuyu NGS projesinin birinci, ikinci ve üçüncü ünitelerinin inşaat faaliyetleri devam etmekte olup, dördüncü üniteye yönelik inşaat lisansı ise geçtiğimiz hafta verilmiştir. Ayrıca Akkuyu projesi dışında iki adet NGS daha kurulmasına yönelik çalışmalarımıza da devam ediyoruz.

– Ülkemizdeki nükleer santral projeleri kapsamında, Nükleer Düzenleme Kurumu başta olmak üzere konusunda yetkin ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile üniversiteler nükleer güvenlik ve emniyete ilişkin her türlü değerlendirmeyi eksiksiz bir şekilde yapmaktadır. Bu kapsamda sismoloji, halk sağlığı, nükleer reaktör tasarımı, radyasyondan korunma, tsunami gibi teknik konularda yapılan analizler bilimsel değerlendirmeye tabii tutulmakta ve Nükleer Düzenleme Kurumu tarafından gereklilikler karşılanmadan yetkilendirme yapılmamaktadır.

– Akkuyu NGS’nin teknik tasarım özellikleri, olası kazaları önleyecek niteliktedir. Örneğin, nükleer yakıtın aşırı ısınmasından dolayı oluşabilecek yakıt sızmasını önleyen eriyik kor kabı bulunacaktır. Ayrıca, önceki nesil santrallerde olmayan çift koruma kabı (dış muhafaza) da olacaktır. Bu şekilde, uçak çarpmasında dahi radyasyonun dışarıya sızması önlenmektedir. Diğer yandan, Akkuyu NGS’de elektrikle çalışmayan pasif güvenlik sistemleri de bulunacaktır. Akkuyu projemiz 9 şiddetindeki depreme de dayanıklı olarak tasarlanmıştır.

– Nükleer güç santralleri karbonsuz enerji üretimi yaptıkları için doğaya herhangi bir emisyon salımı yapmazlar. Bu özellikleri sayesinde iklim değişikliğiyle mücadelede de rol üstlenmektedirler. Devreye alacağımız Akkuyu NGS ile yıllık 35 milyon ton karbondioksit salımı engellenmiş olacaktır. Bu doğrultuda, nükleer güç santralleri enerji üretim kaynaklı karbon salımı azaltımı hedefimize ulaşmada önemli katkı sunacaklardır.

YERLİLEŞTİRME VE TEKNOLOJİ GELİŞTİRME

– Ar-Ge yoğun ve katma değeri yüksek enerji yatırımlarıyla dolu bir dönemi daha geride bıraktık. Büyük özveriyle yürüttüğümüz “Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları” (YEKA) modelimizde özellikle bu dönemde son derece önemli gelişmelere imza attık.

– Son dönemde YEKA projelerimizde yaşanan gelişmelerden bahsedecek olursak; 1.000 MWe kapasiteye sahip YEKA GES-1’de toplam 401 MWe’lik kısım devreye alınmıştır. YEKA RES-1’de 6 adet RES projesi için ön lisanslar verilmiş, RES-2’de ise önlisans başvuruları devam etmektedir. “Mini YEKA” olarak da adlandırılan YEKA GES-3 projesi kapsamında yapılan yarışmalar tamamlanmış olup, teklif fiyatı ağırlıklı ortalaması kWh başına 21,52 Türk lirası kuruş olarak gerçekleşmiştir. Yeni YEKA projeleri kapsamında ise 2.000 MW RES ve 2.500 MW GES olmak üzere toplam 4.500 MW kapasiteye sahip YEKA yarışmaları gerçekleştirilecektir.

– Diğer taraftan, YEKDEM güncellenen şartlarla yeniden ilan edilmiştir. Yeni YEKDEM’de uygulanacak fiyatlar, döviz kuruna bağlı olarak yaşanan dalgalanmaların piyasa öngörülebilirliğinde sorun oluşturması nedeniyle Türk lirası bazında güncellenmiştir. Ülkemizi sadece enerjide değil, enerji teknolojilerinde de merkez ülke haline getiriyoruz. Özellikle yenilenebilir enerjide ortaya koyduğumuz projelerde yerli teknoloji gibi şartlarla yatırımcılarımızı Ar-Ge ve inovasyona yönlendiriyoruz. Bu teşvikimizin en güzel somut örnekleri ise Ankara’da kurulan Avrupa ve Orta Doğu’nun ilk ve tek entegre güneş paneli üretim fabrikası ve Ar-Ge merkezinin devreye alınmasıdır.

– Elektrik depolama teknolojisine yönelik çalışmalarımız kapsamında “Elektrik Piyasasında Depolama Faaliyetleri Yönetmeliği” yayımlanmış olup, bu sayede elektrik depolama tesislerinin elektrik şebekelerine entegrasyonu ile piyasa faaliyetlerine nasıl katılım sağlayacağı hususlarına netlik kazandırılarak bu teknolojinin önü açılmıştır.

– Elektrikli araç altyapısına yönelik olarak elektrikli araçlardan kaynaklı talebin karşılanması ve şarj hizmetinin aksamaması için Bakanlığımız görev ve yetki alanı kapsamına giren konularda gerekli çalışmaları özenle yürütmekteyiz. Bu kapsamda enerji politikalarının geliştirilmesi ve bu politikaların etki analizlerinin yapılması amacıyla çeşitli modelleme araçlarıyla 50 yıllık uzun dönemli enerji senaryo çalışmaları yapılmaktadır

– Ayrıca temiz bir enerji kaynağı olan hidrojenin enerji sistemimiz içinde yer almasına yönelik çalışmalara başladık. Doğal gaz ile hidrojeni harmanlamak ve elde edilecek karışımın iletim, dağıtım ve kullanımına ilişkin altyapıyı oluşturmak amacıyla Konya’da Temiz Enerji Teknolojileri Merkezi devreye alınmıştır. Bu enerji kaynağına yönelik strateji belgesinin hazırlık çalışmalarına ise Bakanlığımızca devam edilmektedir.

ÖNGÖRÜLEBİLİR PİYASALAR

– Enerji yatırımları için oldukça önemli olan fiyat sinyallerinin sağlıklı oluşabilmesi ve dolayısıyla girişimcilerin yatırımlarını daha kolay ve hızlı faaliyete geçirebilmesi için öngörülebilir rekabetçi piyasaların oluşturulması önem arz etmektedir.

– Enerji ve madencilik yatırımlarında bürokrasinin azaltılarak süreçlerin kısaltılması, enerji piyasalarının etkinliğinin ve kapsamının artırılması ve piyasalarda şeffaflık ve finansal öngörülebilirliğin geliştirilmesi gibi hedefler doğrultusunda birçok gelişme kaydedilmiştir.

– Son dönemde gerçekleştirdiğimiz reformlar sonucunda enerji sektöründe cari fiyatlarla 100 milyar doların üzerinde yatırım gerçekleştirilmiş, 2002 yılında elektrik enerjisi üretiminde %40 olan özel sektörün payı %81 seviyesine gelmiştir

– 2021 yılı ilk dokuz ayında fiziksel elektrik ticaretinin %42,1’i Enerji Piyasaları İşletme A.Ş. (EPİAŞ) bünyesindeki spot piyasalarda gerçekleşmiştir. Bu dönemdeki spot piyasaların ticaret hacmi 65,42 milyar TL’ye ulaşmıştır.

– Sektörün ve piyasanın gelişimi doğrultusunda günlük işlemlerin yanında yıllık, çeyreklik, aylık vadelerde fiziksel teslimatlı elektrik ticaretine imkân sunan Vadeli Elektrik Piyasası 1 Haziran 2021 tarihinde; Vadeli Doğal Gaz Piyasası ise 1 Ekim 2021 tarihinde devreye alınmıştır.

– Bu iki vadeli piyasayla elektrik ve doğal gaz piyasalarındaki esnekliğin ve piyasa derinliğinin artırılması, piyasa oyuncuları açısından gelecekteki fiyat belirsizliklerinden kaynaklanan risklerin ortadan kaldırılması sağlanacaktır.

– Diğer taraftan, isteyen tüketicilere, tedarik edilen enerjinin yenilebilir enerji kaynaklarından üretildiğinin ispat edilmesi imkânını sağlayacak olan Yenilenebilir Enerji Kaynak Garanti Belgesi (YEK-G) sistemi 1 Haziran 2021 tarihinde devreye alınmıştır. Bu sistemde; piyasa işletmecisi tarafından, yenilenebilir kaynaklardan elektrik enerjisi üretimi yapan katılımcıların her 1 MWh’lik üretimi için elektriğin kaynağını, elektrik santralinin yaşını, santralin herhangi bir destekleme mekanizmasına dahil olup olmadığını, santralin kurulu gücü ve elektriğin üretildiği dönemi içeren 1 adet YEK-G belgesi oluşturulmaktadır.

– Organize YEK-G piyasası, yenilenebilir enerjinin kullanımına pozitif etki oluşturmasının yanı sıra ürün ihraç ettiğimiz ülkeler tarafından ilerde gündeme getirilebilecek olan “Karbon Sınır Vergileri” düzenlemesine karşı ülkemize avantaj sağlayacaktır.

– Covid-19 salgınının ardından gelen ekonomik toparlanmanın oluşturduğu güçlü talep artışı, üretimde yaşanan aksaklıklar, navlun maliyeti başta olmak üzere tedarik ayağındaki sıkıntılar, yeşil enerji dönüşümü kapsamında hidrokarbona yönelik yatırımların azalması, mevcut yenilenebilir enerji kapasitesinin talebi karşılayamaması gibi nedenlerle; dünya genelinde petrol, doğal gaz, kömür, elektrik, vb. enerji emtia fiyatlarında önemli artışlar yaşanmıştır. Dünyada; 2020 yılı ortalaması varil başına 42 dolar olan ham petrolün fiyatı 85 doları geçerek 2018 yılından beri görülen en yüksek değere ulaşmıştır. Bununla birlikte 2020 yılında ortalama 50 dolar olan kömürün tonu ekim ayında 270 dolar seviyelerine çıkmıştır.

– Avrupa genelinde ise enerji emtia fiyatları eşi görülmemiş şekilde yüksek seviyelere ulaşmış durumdadır. Ekim ayındaki doğal gaz fiyatları nisan ayına göre %400 artarken, elektrik fiyatları ise %200 artmıştır. Avrupa’nın önemli enerji borsalarından biri olan TTF’te yılbaşında 200 dolar seviyelerinde olan bin metreküp doğal gaz fiyatı ekim ayında 7 kat artarak 1400 dolar seviyesini geçmiştir

– Bu dramatik artışların neticesinde Avrupa enerji piyasalarında sorunlar yaşanmaya başlanmıştır. Sadece İngiltere’de iki buçuk milyon haneden fazla tüketiciye elektrik veren tedarikçiler iflas etmiş olup, hali hazırda elektrik faturalarının ne geleceğini bilmeyen milyonlarca kişi bulunmaktadır. Avrupa’daki enerji fiyatı artışları sonrasında düşük gelir grubunda bulunan kişilerin önemli bir bölümünün evlerini ısıtamadığı ilgili kuruluşlarca dile getirilmektedir. Avrupa ülkeleri bu fiyat artışları karşısında tedbirler almaya çalışmaktadır.

– Yaşanan bu enerji krizinin sadece enerji piyasalarını etkilemekle kalmayıp aynı zamanda finansal piyasaları ve ülkelerin enerji politikalarını da etkileyeceği düşünülmektedir.

– Küresel enerji hammadde fiyatlarında yaşanan şok artışlara karşı vatandaşlarımızı korumak amacıyla, maliyetin yaklaşık yarısı devletimiz tarafından üstlenilmektedir.

– Eylül ayı itibarıyla Avrupa’da vatandaşlarına en ucuz doğal gaz sunan ülke Türkiye olup, elektrikte ise Ukrayna ve Sırbistan’dan sonra en ucuz üçüncü ülke konumundayız.

– Enerji sektöründeki bir diğer önemli husus da akaryakıt fiyatlarıdır. Küresel piyasalardaki fiyat artışlarının doğrudan vatandaşlarımıza yansımasını önlemek adına, Devletimizin 2021 yılında 50-60 milyar TL aralığında bir vergi alacağından vazgeçmesi öngörülüyor. Bu sayede, 2021 yıl başından itibaren ham petrol fiyatları Türk lirası bazında yaklaşık %117 artış gösterirken, vatandaşlarımıza sunulan akaryakıt fiyatlarında ortalama %17 artış olmuştur.

– Enerji fiyatlarında ve talebinde yaşanan artışa karşın gerçekleştirdiğimiz altyapının güçlendirilmesi çalışmaları ile değişen şartlara karşı Ülke olarak güçlü bir konumdayız. Bu kapsamda uluslararası boru hatları, yer altı doğal gaz depolama, LNG ve FSRU tesislerimiz gibi sistemi ciddi oranda besleyen kaynaklara sahibiz. Ayrıca, yeraltı doğal gaz depolarımızın dörtte üçü dolu olup, kış aylarına bu depolar tam dolu olarak gireceğiz. Uzun dönemli anlaşmalar ile temin ettiğimiz doğal gazla birlikte kış aylarında artacak talebin karşılanması adına ek kaynak görüşmeleri de yürütülmekte olup, bu kapsamda Azerbaycan ile 3 yıl boyunca toplam 11 milyar metreküplük tedarik antlaşması imzalanmıştır

– Arz güvenliğimiz adına gerekli aksiyonları proaktif şekilde alarak sayılarını ve kapasitelerini artırdığımız doğal gaz ve LNG giriş noktalarımız ile tek kaynağa bağımlılık oranımız düşürülmüş olup, bu kış herhangi bir arz sorunu yaşanmasını beklemiyoruz.

ENERJİ VERİMLİLİĞİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇEVRE

– Ülkemiz iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası çabaların bir parçası olmak için en iyi performansı göstermeye çalışırken, diğer yandan da adil bir pozisyona ulaşmak için mücadele etmektedir. Paris Anlaşmasının Mecliste onaylanması doğrultusunda halihazırda uygulamakta olduğumuz karbonsuz enerji kaynaklarının portföy içindeki payının artırılması politikamıza daha güçlü şekilde devam edeceğimizi belirtmek isterim.

– 2017 yılında enerji verimliliği ve kaynakların sürdürülebilir kullanımı kapsamında ilan ettiğimiz; bina ve hizmetlerden ulaştırmaya, sanayi ve teknolojiden tarıma birçok sektörü ilgilendiren yatay konulara yönelik Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı ile 2023 yılına kadar birincil enerji tüketiminde %14’lük azaltım ve 66,6 milyon ton karbondioksit eşleniği emisyon azaltımı hedeflenmektedir. 2017-2020 yılları arasında enerji verimliliği kapsamında yapılan toplam 4 milyar 783 milyon dolar yatırım sayesinde yıllık 3,2 milyon ton eşdeğer petrol enerji tasarrufu seviyesine ulaşılmıştır.

– Sanayi sektöründeki verimlilik artırıcı projelerin desteklenmesi tüm hızıyla devam etmektedir. Bu kapsamda 2021 yılı eylül ayı sonu itibarıyla toplam 339 projeye 46,4 milyon TL destek verilmiş olup, bu projeler sayesinde yıllık 135 milyon TL karşılığı olan enerji tasarrufu sağlanmıştır.

MADENCİLİK

– Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgınının madencilik sektörünü de etkilemesine rağmen yer altı kaynaklarımızı etkin bir şekilde değerlendirebilmek amacıyla gerçekleştirilen özverili çalışmalar neticesinde, 2002 yılında yaklaşık 700 milyon dolar olan maden ihracatımız 2020 yılında 4,27 milyar dolar, 2021 yılı eylül ayı itibarıyla ise 4,4 milyar dolar olmuştur. Maden ihracatımızın yıl sonunda 6 milyar dolar olarak gerçekleşmesini bekliyoruz. Ayrıca, 2020 yılında %1,2 olan madencilik sektörünün GSYH içindeki payı 2021 yılı ilk yarısında %1,4 olarak gerçekleşmiş olup, yıl sonunda ise %1,9’a yükselmesini öngörüyoruz

– Ülkemiz yer altı potansiyelini ortaya çıkararak maden kaynaklarımızı ekonomimize kazandırmak amacıyla yapmış olduğumuz yoğun çalışmalar sonucunda; MTA’nın kurulduğu 1935 yılından 2002 yılı sonuna kadar 67 yılda yapılan toplam sondaj miktarı 3,7 milyon metre iken 2003 yılından günümüze 19 yılda toplam 7,9 milyon metre sondaj yapılmıştır. Yapılan toplam 11,6 milyon metre sondajın yaklaşık %41’i (4,8 milyon metresi) ise son beş yılda yapılmıştır. Ayrıca, yıllık 60 bin adet olan analiz/test kapasitemiz 600 bin adetin üzerine çıkartılmıştır.

– 2018 yılında başlayan havadan jeofizik görüntüleme çalışması kapsamında 2018-2019 yıllarında 920 bin km2 alan taraması ile yerin altının röntgeni çekilmiştir. Potansiyel görülen bölgelerde 2018-2021 döneminde toplam 1,38 milyon km detay veri uçuşu gerçekleştirilerek jeofizik haritaları hazırlanmış ve detaylandırılmış olup, ülkemizdeki yüksek potansiyelli maden alanları belirlenmiştir. Bu arama projemiz, uçuş miktarı ile dünyada havadan manyetik ve radyometrik verinin eşzamanlı toplandığı kayıtlara geçmiş en büyük ikinci proje olma özelliği taşımaktadır.

– Bu kapsamda MTA tarafından yürütülen çalışmalar ile son on dokuz yılda yaklaşık olarak; 11,2 milyar ton kömür, 24 bin ton uranyum, 7.724 ton toryum, 263 milyon ton mermer, 20,7 milyar ton sodyum sülfat ve 243 bin ton nadir toprak elementinin yanı sıra metal içerik olarak; 2.242 ton gümüş, 10.158 ton lityum, 4,8 milyon ton kurşun-çinko, 2,6 milyon ton bakır, 83,2 milyon ton demir ve 2 milyon ton krom başta olmak üzere birçok önemli madene ilişkin rezervler keşfedilmiştir.

– Bunlarla birlikte, yürütülen arama ve saha geliştirme çalışmalarıyla toplam metal altın rezervimiz 1.890 ton’a ulaşmıştır. Ülkemizin önemli ithalat kalemlerinden biri olan altın için yeni sahaların keşfedilerek üretime geçilmesi amacıyla çalışmalara aralıksız devam edilmektedir. Bu kapsamda yapılan çalışmalar neticesinde, 2000’li yılların başında Türkiye’de altın üretimi bulunmazken, son on dokuz yılda toplam 382 ton metal altın üretimi gerçekleşmiştir. Covid-19 salgınına rağmen 2020 yılında altın üretimimizde rekor kırılarak 42 ton üretim yapılmış olup, böylece ekonomimize 2,4 milyar dolarlık bir katkı sağlamıştır. Hedefimiz yeni sahaların da devreye girmesiyle 5 yıl içerisinde yıllık 100 ton altın üretimine ulaşmak ve yurt içindeki altına olan talebin en az yarısını yerli üretimden karşılamaktır. Yer altı zenginliklerini değerlendiremeyen ülkeler sanayide dışa bağımlı olmaktan kurtulamazlar. Ayrıca, ağırlıklı olarak madencilik ürünü olan hammaddelerin tedariği salgın döneminde büyük önem kazanmıştır. Bu nedenle kendi zenginliğimizi uluslararası standartlarda, çevreyle uyumlu ve güvenli madencilik anlayışımızla değerlendirmeye devam edeceğiz.

– Ülkemizin kritik ve stratejik madenlerinin ham cevher olarak yurtdışına satılması yerine yurt içinde işlenerek katma değeri yüksek ara ve uç ürünlere dönüştürülmesine yönelik yeni modeller hayata geçirdik. Bu kapsamda, tesis şartlı olmak üzere toplam 14 maden sahası ihale edilmiştir. 2021 yılında 15 adet sahanın uç ürün üretilmesine yönelik tesis şartlı olarak ihalesi için ilana çıkılmış olup, ihalelerin aralık ayında yapılması planlanmıştır. Alınan kararlar ve yapılan düzenlemeler neticesinde; madencilik sektörünün daha sürdürülebilir bir yapı kazanması için bürokrasiyi azaltan ve yatırımcıların işini hızlandıran “e-Maden Projesi” uygulamasının bütün modülleri tamamlanmış olup, yatırımcılar tarafından aktif olarak kullanılmaktadır. Yüksek teknoloji ve dijitalleşme anlayışıyla madencilikte tüm işlemler e-maden üzerinden dijital olarak yapılmaktadır.

– 2016 yılında kurulan Ulusal Maden Kaynak ve Rezerv Raporlama Komisyonu (UMREK) ile ülkemizde yürütülen maden arama ve işletmecilik faaliyetleri uluslararası standartlar düzeyine yükseltilmiş olup, bugüne kadar 134 kişiye yetkin kişi sertifikası verilmiştir. Böylece, madencilik sektöründe uluslararası standartlarda kaynak ve rezerv çalışması yaptırmak isteyen yatırımcıların ilgili uzmanlara erişimi sağlanmıştır.

– Ayrıca, madenciliğin hafızası olarak 2018 yılından itibaren arşivleme faaliyetlerine başlayan ve modern teknolojiyle donatılan yeni arşiv tesisi devreye alınan Türkiye Yer Bilimleri Veri ve Karot Bilgi Bankası (TÜVEK); 827.921 metre karot numunesi, 1.875.218 adet jeokimya numunesi ve 182.361 adet harita numunesi seviyesine ulaşmış olup, bu rakamlar her geçen gün artmaya devam etmektedir. TÜVEK’te kayda alınan bu numunelere ait bilgiler ve değerler dijital olarak da arşivlenmekte olup, ihtiyaç duyulduğunda mevcut fiziki numune zarar görmeden ilgili sahaya ve sondaja yönelik bilgiler kullanıcılara sağlanabilmektedir.

– Tüm bu gelişmelerin yanı sıra, maden ocaklarının denetimi, çalışanların eğitimi, kullanılan makine ve ekipmanların standart hale getirilmesi ile ilgili faaliyetlere yönelik çalışmalar da sürdürülmekte olup, çağın getirdiği teknolojik imkanlardan en üst seviyede faydalanılarak maden sahalarında drone ile denetim dönemini başlattık. Bu kapsamda, 105 maden sahasının denetimi insansız hava araçları ile yapılmıştır.

– Dünya bor rezervinin %73’üne sahip olan Ülkemizde, bor ürünlerimizin uluslararası alanda pazar payını artırması noktasında önemli gelişmeler sağlanmış olup, 2002 yılında dünya bor talebinin %30’unu karşılayan Eti Maden 2020 yılında dünya bor pazarının %57’sine hâkim konuma gelmiştir. Eti Madenin, 2002 yılında 436 bin ton olan rafine bor ürünleri üretimi 2018 yılında 2 milyon 433 bin tona ulaşmış olup, 2020 yılında salgın koşullarına rağmen 1 milyon 670 bin ton olarak gerçekleşmiştir. Salgın sonrasında bu yıl 2,6 milyon ton satış rakamına ulaşarak rekor kırmayı ve küresel pazarın %62’sine hâkim olmayı hedefliyoruz. Bor mineralinden katma değeri yüksek uç ürün üretilmesine yönelik olarak Bor Karbür üretim tesisi inşasına başlanmış olup, 2022 yılı içinde tamamlanacaktır.

– Ayrıca, bor madeninden rafine bor üretimi sırasında ortaya çıkan sıvı atığın içerisindeki lityumu geri kazanma üzerine yapılan Ar-Ge çalışmalarıyla geleneksel yöntemlerin dışına çıkarak yeni bir üretim metodu geliştirilmiş, ilk etapta yıllık 10 ton lityum üretim kapasitesine sahip lityum karbonat pilot tesisi 2020 yılı sonu itibarıyla devreye alınmıştır. 600 ton/yıl kapasiteli Lityum Karbonat Üretim Tesisinin kurulması için de çalışmalarımız sürmekte olup, 2022 yılı içerisinde tesisin yapım ihalesinin gerçekleştirilmesi planlanmaktadır. Bununla birlikte, Ferrobor ürünü için 500 ton/yıl kapasiteli üretim tesisinin ihale süreci devam etmekte olup, yıl sonuna kadar sözleşmenin imzalanmasını hedefliyoruz.

– Nadir toprak elementleri ile ilgili olarak Eskişehir Beylikova’da başlattığımız “NTO Kazanım Proses Dizaynı, Pilot ve Üretim Tesisi” projesinde ÇED süreci tamamlanmış olup, endüstriyel tesise esas verilerin elde edileceği pilot tesisin 2022 yılı sonuna kadar tamamlanması hedeflenmektedir.

– Sahip olduğumuz yer altı zenginliklerimizi ekonomimize kazandırırken madenciliğin çevreye rağmen değil çevreyle birlikte yürütülmesi ilkesi doğrultusunda hareket ediyoruz. Madencilik faaliyetinin tamamlandığı alanların mevzuatta öngörüldüğü üzere yeniden doğaya kazandırma çalışmaları valilikler ile koordineli şekilde takip edilmektedir. Mevzuata aykırı hareket eden firmalara ise gerekli yaptırımlar uygulanmaktadır. Madencilik sektöründe istihdamın korunması ve artırılmasına yönelik olarak yer altı kömür madenlerinde çalışan işçilerimize sağladığımız desteğe devam ediyoruz. İlgili Tebliğ kapsamında yapılan değişiklikle destek ödemesi yapılan işletme sayısı 79’a çıkarılmıştır. 2021 yılı için 180.855.993 TL ödeme gerçekleştirilmiş olup, bugüne kadar toplamda 549.953.258 TL destek ödemesi yapılmıştır.

AFETLER SONRASI YAPILAN ÇALIŞMALAR DESTEKLER

– Ülkemiz bu yıl Covid-19 salgınının yanı sıra orman yangınları ve doğal afetlerle de mücadele etmiştir. Bu mücadele kapsamında vatandaşlarımızın devletin varlığını hissetmeleri sağlanmış ve gerekli bütün destekler sunulmuştur.

– Sosyal devlet olmanın gereği olarak ihtiyaç sahibi hanelere, hanedeki kişi sayısı kriteri dikkate alınarak aylık 150 kWh karşılığı tutara kadar desteklemenin yanı sıra ağır kronik hastalığı nedeniyle cihaza bağımlı olan hastaların bulunduğu hanelerin 200 TL’ye kadar elektrik fatura bedelleri ile kesintisiz güç kaynağı ihtiyaçları karşılanmaktadır.

– Bunlarla birlikte, 65 yaş üstü tüketicilerin, %40’ın üzerinde engeli olan tüketicilerin ve şehit aileleri ve muharip/malul gazilerimizin borcundan ötürü elektriğinin 3 ay boyunca kesilmemesi hususunda mevzuatta düzenleme yapılmıştır.

– Diğer taraftan, ilgili yönetmelikte yapılan değişiklikle doğal gaz abonelerinin 50 m3 ’e kadar olan tüketimlerine karşılık doğal gaz faturalarının ödenmemesi halinde dahi abonenin doğal gazı kesilmemektedir.

– Dar gelirli ailelerimize ısınma yardımı olarak kömür temin etmeye devam ediyoruz. Bu kapsamda, 2020 yılında 900 milyon TL tutarında 1,53 milyon ton kömür 1,81 milyon aileye dağıtılmıştır.

– Ülkemizin akciğerleri olan ormanlarımızda yaşanan yangınlar ve sel felaketleri ilgili bölgelerimizin enerji altyapılarında önemli zararlara neden olmuştur. Yangınlar ve selde zarar gören elektrik iletim ve dağıtım hatları ile trafolara çok hızlı şekilde müdahale edilerek afet bölgelerine ivedilikle tekrar enerji sağlanmıştır. Karadan ulaşılamayan yerlere jandarma helikopteri kullanılarak Türkiye tarihinde ilk defa havadan taşıma yolu ile jeneratör götürülmüştür. Bu süreçlerde mobil santraller başta olmak üzere bütün imkânlar kullanılmıştır. Orman yangınları ile sel afetlerinin yaşandığı illerimizde ağustos, eylül ve ekim tahakkuk dönemlerine ilişkin faturaların tahsilatı da 3 ay süreyle ertelenmiştir. Bu vesileyle yaşadığımız sel ve yangın gibi doğal afetlerde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza tekrar Allah’tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı diliyorum.

SAYIŞTAY DENETİM RAPORU

– Sayıştay Başkanlığının internet sayfasında yayımlanan Bakanlığımız 2020 yılı Denetim Raporu’nun “Denetim Görüşünün Dayanağı Bulgular” bölümünde “Herhangi bir denetim bulgusu tespit edilmemiştir.” ifadesi yer almaktadır. “Diğer Bulgular” bölümünde yer alan tek bulguya ilişkin ise Elektrik Enerjisi Fonu tutarlarının takip ve tahsiline yönelik, Bakanlığımızca yetkileri dahilinde takip ve tahsil işlemleri yapılarak tahsilat tutarlarının artırıldığı belirtilip Vergi Denetim Kurulunca gerekli takibin yapılmasının uygun olacağı değerlendirilmiştir. Bu meyanda tespit ve değerlendirmeleri kapsamındaki rehberliği için şahsım ve Bakanlığım adına Sayıştay yetkililerine teşekkür ederim.

KESİN HESAP VE BÜTÇE ÖZET BİLGİLERİ

– 3.319.102.000 TL olan Bakanlığımız 2020 yılı bütçesi başlangıç ödeneğine; genel aydınlatma giderleri ile cari ve yatırım giderleri için 471.326.654 TL eklenmesi ve diğer kurumlara 152.676.724 TL aktarılması sonucunda 2020 yılı bütçe ödeneğimiz toplamı 3.637.751.930 TL olmuştur. Bu tutarın 3.539.139.017 TL’si harcanmış olup, kalan 98.612.913 TL ödenek yıl sonunda iptal edilmiştir. Ortaya çıkan bu kesin hesap rakamlarına bağlı olarak Bakanlığımız 2020 yılı bütçe gerçekleşme oranı %97’dir. Bakanlığımız merkez teşkilatı için 2022 yılı bütçe teklifi 5.325.227.000 TL olup, MTA, MAPEG, TENMAK, EPDK ve NDK ile birlikte teklif edilen toplam bütçe tutarı 7.707.842.000 TL’dir.

– Bakanlığımız; kalkınma planları ve diğer bütün programlarda yer alan politika ve hedefler doğrultusunda kamu kaynağının mümkün olduğunca etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi ve kullanılması hedefiyle çalışmalarını yürütmeye devam edecek olup, bu vesileyle sözlerime son verirken beni sabırla dinlediğiniz için teşekkür eder, 2022 yılı Bütçesinin Milletimiz, Devletimiz ve Bakanlığımız için hayırlara vesile olmasını diler hepinizi saygı ile selamlarım.

Related Posts

Bir cevap yazın